‘Genel’ Kategorisi için Arşiv

Kürk Mantolu Madonna / Sabahattin Ali

İstanbul Beylikdüzü Belediyesi’nce Türkolog Sayın Ece Ataer yönetiminde düzenlenen Hece Kitap okuma Grubu etkinliğinde okumamı tamamladığım ilk kitap oldu Kürk Mantolu Madonna. Bu eseri bundan yaklaşık yedi sene evvelki okumamın üzerimde bıraktığı etkinin Hece Kitap Okuma Grubu ile yaptığım okumamdan daha az tesir bırakmasının o zamanlardaki duygu yoğunluğum ile ilgisi olduğunu düşünsem de Kürk Mantolu Madonna’nın belirli aralıklarla okunmasının her okuyucuya hiç de birbirinin aynı olmayacak yeni  deneyimler yaşatacağını söyleyebilirim. Edinilecek bu yeni deneyimleri sağlayacak ana unsur Sabahattin Ali’nin muhteşem anlatımıdır ve bu anlatımı layıkıyla özümseyebilmeniz için de bilinçli bir okuma edinmenizin gerekliliği akıldan çıkmamalıdır. İşte bu noktada; sayın Ece Ataer’in ben dahil diğer grup arkadaşlarımı aydınlatması ve bizleri kitabı okumaya hazır hale getirmesiyle kendi adıma bu şahaserden, daha önceki okumamda yaşamadığım bambaşka ve asla unutamayacağım çıkarımlar edinebildim.

Kürk Mantolu Madonna kitabı iki bölümden oluşmakta; birinci bölümde ilk karakterimiz olan ve ileride anlatıcımız diyebileceğimiz Rasim’in hikayesine tanıklık ediyoruz. Rasim; başına gelen olayları olduğu gibi kabullenmekle beraber olayları kendi içinde yalnızca bir an değerledirerek üzerinde teferruatlı olmasada yerinde yorumlayabilecek düşünce yapısında bir karakter olarak karşımıza çıkmakta. Rasim, eski bir arkadaşı olan Hamdi ile görüşmesi sırasında aralarında geçen konuşmaları psikolojik olarak o denli yerinde tanımlayabilmekte ki; neredeyse tüm insanoğlunun yaptığı iyiliklerin kendilerini tatmin için mi yoksa gerçekten amaç gütmeden saf iyilik için mi olduğunu sorgulamamıza olanak sağlamakta. Rasim’in düşünce yapısı bu noktada bana Nietzche yi anımsattı diyebilirim. Rasim’in, ikinci bölümde tüm kitap boyunca hikayesine tanıklık edeceğimiz Raif ile tanışması ve onun hakkındaki düşüncelerinin, ilk kez tanışmalarına karşın ne derece yerinde olduğu da Rasim’in hiç de yabana atılmayacak bir özelliği diyebilirim. Rasim e göre Raif; olabilecekleri düşünerek , komik davranışlarda bulunacaklarından emin olduklarının bu davranışlarını sergilemelerine izin vererek; bilebilmenin gücüyle neredeyse sarsılmaz bir profildedir. Bu haliyle Raif, Rasim’in gözünde anı yaşamaktan ziyade anın ötesinde zamansız yaşamaktadır, Raif için günlerin ve hatta insanların bir önemi kalmamıştır. Rasim’in Raif’i evde ziyaretleri esnasında Raif’in evdeki yaşantısına da tanıklık etme imkanımız oluyor. Benim özellikle dikkatimi çeken konu Raif’in çocuklarıyla olan ilişkişi oldu. Bu ilişki bana göre Rasim’inde tahlil ettiği gibi Raif’in olabilecekleri önceden bilebilmesi ile alakalı bir durum. Şöyle ki; Raif’in evlat sevgisi, varoluşlarını ve varolacaklarını bildiği için mevcuttur. Aslında sevdiği olacağı önceden bilmesidir.

Rasim’in Raifi evinde ziyareti ve ziyaretinin akabinde Raif’in kendisiyle bile paylaşmaktan çekindiği fakat en iyi dostunun da en acımasız düşmanında yalnızca kendisi olduğunu bilincinde olarak içini akıttığı defterini okumaya başladığı bölümle birlikte Kürk Mantolu Madonna’nın ikinci bölümü başlamış oluyor. Bu bölümde Sabahattin Ali öyle etkili bir anlatım tekniği uygulamakta ki; bize, yaşanılanları Rasim anlatıyor gibi değil de bizzat Raif’i canlı olarak izliyor hissine kapılıyorsunuz. Raif kendinden kaçmaktan ziyade kendini bulabilme ümidi ile bir şekilde zaruriyetlerden dolayı avrupaya gidebilmiştir. Burada kendi yalnızlığında daha da kalabalıklaşmak arzusuyla, çocukluğundan beri surları kitaplar olan,bu surların üzerinde kelimelerden ve cümlelerden oluşan muhafızların olduğu kalelerde daha da uzun kalabilmek için avrupa seyahatine sıcak bakmıştır. Zaman geçtikçe günlerini yaşamaktan çok geçiştirmeye başladığının ve bu başlangıcının tarifsiz huzursuzluğunu gizleyecek gücünü bitirdiğini hissetmeye başlamıştır. Fakat içten içe yalnız olmadığını da duyumsamaktadır. Bir arayıştan ziyade bir bekleyiş içerisindedir ve beklediği sevebilmektir fakat sebepsiz sevebilmeyi istemektedir.  Raif, Sevmenin sebinin olamayacağını ve eğer ki sevmek için bir sebep var ise sebepsiz bir şekilde, sevmenin hiç bir şeye dönüşemeden biteceğini bilmektedir. İşte böyle bir ruh halindeyken bir sergide gördüğü resimdeki kadına aşık olur ve bu kadın Maria Puder dir. Maria Puder de Raif gibi bir arayıştadır ve o da tıpkı Raif gibi kendi yalnızlığında kalabalıklaşmıştır. Maria Puder; düşüncelerindeki kişiyi ve değişebilecek düşünceleri ölçüsünde şekil verebileceği bir kişiyi bulabilmek ümidinde olduğu için sevmeyi bencilce yaşamaktadır. Raif, tüm bunları gördüğü, bildiği halde sumayı tercih etmektedir. Susması; sevdiğini kaybetmek korkusundan değil, sevdiğinin o nu kaybedebilecek olmasından korkmasındandır.

Maria Puder, Raif’i laboratuvar deneği gibi denedikçe Raif kendi olmaktan vazgeçti. Raif, sevmenin ya oluru vardır ya olmazını bildiği halde, sevmeyi olura götürmenin de olmaz götürmenin de kendini tüketeceğini de bildiği halde ne için tükeneceğinin doyumsuz huzuru ile  ve de kaybolup gideceğini bilerek kimsenin cesaret edemeyeceği şekilde tükenmeye korkmamıştır.  Olayların akışı bir noktada Raif’in Maria Puder’den nefret duymasına yol açacak duruma gelse de Raif, sevmenin bilincinde öyle bir aydınlanma yaşamaktadır ki; gücümüzün çoğunlukla ve sıklıkla sevdiklerimize yeter olduğunu görüp kendini, kendinin en acımasız düşmanı haline getirebilmiştir. Tüm bunlar düşünüldüğünde kitabın ve hatta yaşamakta olduğumuz hayatın tek gerçek kahramanı Raif’tir.

Okuduktan sonra bu derece tesirinde kaldığım ve yoğun duygular yaşatabilen ender kitaplardan baş köşede yerini almış bir kitap oldu Kürk Mantolu Madonna. Teşekkürler Raif, Teşekkürler Sabahattin Ali.

Nice yeni iyi okumalar.

 

 

 

Reklamlar

2015 in review

Yayınlandı: 30 Aralık 2015 / Genel

2015 yılı raporum. Herkese nice yeni iyi okumalarla dolu yeni bir yıl dilerim.

İşte bir alıntı:

Bir New York metrosu 1.200 kişi kapasitelidir. Bu blog, 2015 içinde yaklaşık 4.800 kez görüntülendi. Eğer bu bir NYC metro treni olsaydı, bu kadar çok insanı taşımak için yaklaşık 4 tur atacaktı.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

2014 in review

Yayınlandı: 31 Aralık 2014 / Genel

WordPress.com 2014 yıllık raporum

İşte bir alıntı:

Bir San Francisco teleferiği 60 kişi kapasitelidir. Bu blog, 2014 içinde yaklaşık 3.300 kez görüntülendi. Eğer bu bir teleferik olsaydı, bu kadar çok kişiyi taşımak için yaklaşık 55 tur atacaktı.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Yayınlandı: 24 Ekim 2014 / Genel

<a href=”http://www.bloglovin.com/blog/13057993/?claim=grmebgnw4ch”>Follow my blog with Bloglovin</a>

Annenizin Günü

Yayınlandı: 10 Mayıs 2014 / Genel

Annelerin͵ anneliği yaşadığı gün veya günlerdir annelerin günü veya günleri. Müşterek bir gün herkesin anneler günü olamaz.
Doğum gününüz nasıl ki; size özel bir günse͵ aynı şekilde annenizin günü de öncelikle annenize ve sonrasında da size özel olmali. Bu haliyle; sizin doğum gününüz͵ annenizin anne günü olmakla birlikte yalnızca size ve annenize özel bir gündür.
Doğum günlerinizi kimler unuttu diye gereksiz bir hatirlama gayretinden kurtulun ve doğum gününüzde annenizin anneler gününü kutlayın͵ sadece annenize ve size özel o günü.

Tayfun Sürücü