Mesajlar Etiketlendi ‘Öykü’

hikayeler

Hikayeler / Ahmet Hamdi Tanpınar

Daha önce Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitaplarını okuyan benim için Hikayeler kitabı yazar hakkında bambaşka tecrübeler edinmeme sebebiyet verdi. Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanlarındaki ortak özellik,  yazıldığı dönemi çok iyi bir şekilde analiz ederek geleceğin yani günümüzün de bu yazılanların dışına çıkmayacağı şeklinde oluşunu belirgin bir şekilde anlatmasıyken,  Hikayeler kitabındaki tüm hikayelerde anı yaşamak ve yaşanılan anda kendinde kaybolarak başka zamanlarda başka karakterler olabilmek isteği belirgin bir şekilde bizlere aktarılmış.

Psikolojik öğelerle değerlendirmelerin yapıldığı bir kitap Hikayeler.

Ahmet Hamdi Tanpınar, hikayeleri ile hikayenin nasıl yazılması gerektiğini, her hikayesiyle okuru kendi içine çekebilecek kudrette oluşuyla tüm okurlara göstermiştir. Kitaptaki her hikaye, sizde farklı farklı düşünceler oluşmasına ve her karakterin yerine kendinizi koymanıza  imkan sunuyor ki; anlatılan her olayı siz yaşıyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz.

Her biri ayrı bir roman niteliğindeki hikayelerin bende bıraktığı izlenimlerimi aktaracak olursam;

Abdullah Efendi’nin Rüyaları

Kendini bilen ve kendini bildiğini bilen ikinci bir kendisi arasında ikilemler yaşayan Abdullah Efendi’nin bir gününün anlatıldığı bir hikaye Abdullah Efendi’nin Rüyaları. Bu hikayede rüyadayken değilde uyanıkken kendini görebilen bir karakter yaratılmış ve bu karakter tahlil edilmiş gibi durmakta.

Kendini yada ikincil kendisini dışarıdan izleyebilen Abdullah Efendi kendilerinden birine bağlanıyor ve bu bağlanış kendisini çıkmazda bırakıyor.

İnsanın kendini topluma uyma gayretiyle değiştirmeye çalışmasının iç dünyasında oluşturabileceği uyumsuzlukların insan bünyesinde ve ruhunda yol açacağı yaralanmalar gerçekçi ifadelerle bizlere aktarılmış.

 Geçmiş Zaman Elbiseleri

Kumara olan tutkusunun mu, kumar arkadaşlarını kırmaktan korkmasının mı daha büyük bir rol oynadığını tam olarak anlayamadığımız karakterimizin, aşkıyla buluşması gereken zaman diliminde aşkı ile kumar yada  kumar arkadaşlarının arasında denge kurmaya çalışırkenki kendinden geçişlerinin anlatıldığı bir hikaye Geçmiş Zaman Elbiseleri

Hikaye kısa olmasına rağmen anlatılanların hangi kısımlarının gerçek hangi kısımlarının rüya oluşunu fark ettirmeyecek kadar yoğun bir anlatıma sahip.

Bir Yol

Her ne kadar giriş kısımları farklı bir konu üzerinden başlasa da devam eden sayfalarda Abdullah Efendi’nin Rüyaları hikayesi ile benzerlikleri göz ardı edilemeyecek netlikleydi. Bana göre Bir Yol hikayesi Abdullah Efendi’nin Rüyaları hikayesinin ön çalışması olabilir.

Erzurumlu Tahsin

Kısa bir hikayeye roman sığdırılabilir mi sorusunun cevabı bence bu hikayedir. Nereye bağlanabileceği meçhul bir girişle başlayan hikayenin daha farklı konulara dağıldıktan sonra tüm hepsinin mükemmel bir uyumla birleşimine tanıklık edebilirsiniz.

Depremlerin insanları korkutan yönü o kadar incelikli anlamlandırılmış ve anlatılmış ki; okurken kendi ruhunuzda da depremler oluşunu hissedebilirsiniz.

Evin Sahibi

Hikaye, devam ederken çok dallanıp budaklanmasından ve bunun yol açtığı dağınıklıktan bıkkınlık geldiği anda öyle etkileyici bir şekilde sizi olayların içine çekiyor ki; her dağınıklıktan farklı tatlar alabilmekten bir an olsun ayrılamıyorsunuz.

Nereye gidersek gidelim, neleri unuttuğumuzu ispatlamaya çalışırsak çalışalım geçmişimizin bizleri asla yalnız bırakmayacağı, kurtulmak istediğimiz geçmişimizin korkutucu bir temsiliyle bizlere aktarılmış. Geçmişimizin bizi bularak boğazımızı sıkmasının temsilin anlatıldığı bölümde; kendimizin dışına çıkma gayretlerimizin kendimizden kaçma gayretlerimizin; geçmişimizin karşısında, kibrit kutusunun arkasına saklanmış olan bir filin görünemezliği ölçüsünde başarılı olabileceği anlatılmıştır.

Yaz Yağmuru

Kendi yalnızlığında kendini yeniden bulmak isteyen Sabri’nin bir işin ya oluru vardır yada olmazı, fakat oluru olmaza götürmek de olmazı olura götürmek de insanı tüketir ve insanın ne için tükeneceğine karar vermesinin gerekliliği düşüncesi içerisindeki git gelleri anlatılmaktadır.

Hayatına müdahale edebilirliğinin ölçüsünü yalnızca uzaktan seyretmek olarak gören Sabri’nin hem kendinden hem de toplumun değer yargılarından uzaklaşmak ihtiyacı hikaye boyunca belirtilmekte. Yeni bayan arkadaşının kendinden kaçabilmiş hali ve toplumun değer yargılarından uzaklaşmış düşünce yapısı, Sabri’yi; olmak istediğini zannettiği halin olabilirliğini gerçekleştirebileceğine inandırıyor ve hikaye Sabri’nin bu inanışıyla devam ediyor.

Sabri’nin yeni bayan arkadaşının kendinden kaçışı ise asıl olan kendisinden bir kaçış değil; yakın çevresi tarafından üzerine yapıştırılmış olan farklı kişilerin niteliklerinden, o farklı kişilerden kaçma gayreti olduğudur. Fakat Sabri kendi benliğinden kurtulabilmeyi öyle çok istemektedir ki; bayan arkadaşının halini görememektedir. Haliyle yeni tanışmış olan bu iki insan, birbirlerini kendilerinden veya kendilerine yapışan yabancı kimliklerden kurtulabilme gayretiyle eksiltmektedirler.

Ahmet Hamdi Tanpınar Yaz Yağmuru hikayesi ile eksilmeye ve üzerlerimizdeki yükleri atabilmeye olan arzumuzu göstermeye çalışmıştır.

Teslim

Kemikleşmiş ve değiştirilemez düşünceleri olup yeniliğe tamamen kapalı olan bir toplumda Emin karakterinin çabaları ve bu çabalarını anlayışla karşılarmış gibi görünüp aslında durumun gerektirdiği şekilde geçmişlerinden gördükleri gibi davranan yani yalnızca anlık olarak değişmiş, yenilenmiş izlenimi veren toplumun hiçbir şekilde değişemeyeceğinin ve tüm bu gelişmelerle beraber Emin Bey’in topluma karşı duruşunun kendisini yorduğunu anlayarak toplumu kendi haline bırakmasının anlatıldığı bir hikaye Teslim.

Toplum davranışlarının kolay kolay değişemeyeceği ve bu yönde gayret gösteren insanların da toplumun ancak çok küçük bir bölümü üzerinde etkili olabileceğiyle birlikte bu değişimin yeterli olamayarak bu gayretlerin boşunalığını anlatmıştır Ahmet Hamdi Tanpınar.

Acıbademdeki Köşk

Yapabileceklerini, yapılmış olsalar bile yeniden farklı ve faydalı olabilecek bir şekilde gerçekleştirebileceğine inanan Sani Bey’in hikayesinin anlatıldığı bir hikaye Acıbademdeki Köşk.

Bu hikayede de diğer hikayelerde olduğu gibi insanın yalnızlığa olan ihtiyacı vurgulanmış. Bu hikayede Sani Bey’in yalnızlığının simgelenmesi ve kendinden kaçışı, gerekliliği sorgulanabilecek değişik icatlara uğraş göstermesiyle sağlanmış.

Rüyalar

Bu hikayede rüyalardan kurtulmak isteyen fakat gün geçtiçe rüya görme isteği kendisinde bağımlılık yapmış olan Cemil’in hikayesine tanıklık ediyoruz.

Rüyalarının arasındayken mi yoksa gerçek dünyadayken mi gerçek kendisi olabildiğini öğren me gayreti; Cemil’i git gide bozulan bir ruh hali içerisine sokmaktadır ve bu halin, kendisi ve çevresi üzerindeki etkilerini gözler önüne sermiş Ahmet Hamdi Tanpınar.

Adem ile Havva

Burada sembolize edilenin, ilk yaratılışla birlikte kadın erkek ilişkisinin nasıl şekillendiği olduğunu söylemekle birlikte bu sembolize edilişin kusursuz bir şekilde hikayelendirilerek bizleri büyülediğini söyleyebilirim.

Bir Tren Yolculuğu

Bir tiyatro grubundaki bayan oyuncunun hayatının anlatıldığı bir hikaye Bir Tren Yolculuğu. Hepimizin hayatındaki öyle anların olabilirliğinin, bizleri kalmanın mı gitmenin mi daha doğru bir seçim olabileceği eşiğinden geçmeye zorlayabilirliği anlatılmaya çalışılmış. Bu eşikten geçerken mutsuzluklara daha fazla gömülebilmemiz kaçınılmazdır düşüncesini bizlere anlatmaya çalışmıştır Ahmet Hamdi Tanpınar.

 

Yaz Gecesi

Çocukluğunu geçirdiği eve bir şekilde davet edilip burada kalmak zorunda kalan karakterimizin geçmişinde bu evde yaşadığı olumsuzlukların evde kalmasına müsaade etmeyecek şekilde kendisini rahatsız etmesinin anlatıldığı bir hikaye Yaz Gecesi.

Korkularıyla yüzleşmek isteğinin, korkularının kendisinden daha büyük olması düşüncesi sebebiyle yüzleşmekten çok bir kaçış anlatılmaya çalışılmıştır bu hikayede.

 

Tüm bu hikayelerin dışında kitabın son bölümlerinde hikayeler barındıran bir bölüm dahavar ve buradaki hikayeler yukarıda kısaca yorumlamaya çalıştığım hikayelerin ön çalışmaları gibi görünmekte. Özellikle Emirgan’da Akşam Saati isimli hikaye Yaz Yağmuru hikayesinin ön çalışması gözlemime tam olarak uymaktaydı.

Okumakta ve bana hissettirdiklerini buraya aktarmakta beni en çok yoran fakat her hikayesiyle bambaşka tatlar yaşadığım bu kitap; Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü (https://tayfunsurucu.wordpress.com/2014/09/25/yaptiklarinizin-sizi-tuketmeye-basladigini-anladiginizda-ne-yaptiklarinizi-geri-alabilirsiniz-ne-de-devam-edecek-tukenisinizi-durdurabilirsiniz/ ) kitaplarından sonra Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, çok yönlü düşünebilen ve insan psikolojisine derinlemesine inebilmeyi başararak insan tahlillerini kusursuz bir şekilde yapabilen bir yazar olduğunu okuyarak, düşündürerek anlamamı sağladı.

Nice yeni iyi okumalar.

Reklamlar

olduğu kadar güzeldik Olduğu Kadar Güzeldik / Mahir Ünsal Eriş

Neredeyse tüm karakterlerin, hayat mücadelelerinde sıklıkla kazanamayışlarının ortak özellikleri oluşu ve bu karakterlerin ne yaparlarsa yapsınlar bir şekilde başladıkları noktalara geri dönüşlerinin anlatıldığı sekiz farklı hikayeden oluşan bir kitap Olduğu Kadar Güzeldik. Her hikayeyi ayrı ayrı ele alarak kitapla ilgili hissettiklerimi paylaşıyorum.

İyi okumalar.

Sen O Zaman Parasız Yatılıydın

iki kardeşin ebeveynleri tarafından sunulan imkanları eşit olarak kullanamayışlarının anlatıldığı bir hikaye Sen O Zaman Parasız Yatılıydın. Bu hikayede, iki kardeş üzerinden fedakarlıkların gerçek amacı sorgulanmakta. Şöyle ki; gizlice yaptığımız veya katlanmak zorunda kaldığımız için yaptığımız fedakarlıkları dillendirmemiz; karşımızdakine  acı çektirmek için midir yoksa içten içe olan kıskançlığımızı örtmek için midir?

Günümüzden geçmişe yönelik hatırlatmalar yapılarak gerçekleştirilen bir anlatım var hikayede ve bu haliyle geçmişi bugünmüş gibi yaşamamıza olanak sağlanmış.

 

Benim Adım Feridun

Adı Feridun olmayan Feridun’un terk edilmişliğinin acısını kendine unutturmak için önceleri başıboş başlayan fakat sonrasında sistemli halde ilerleyen  çabalamalarının anlatıldığı bir hikaye Benim Adım Feridun. Bahsettiğim bu sistem Feridun’un iradesi dışında gelişmekte ve bu gelişimi okurken kendinizi gülmekten alıkoyamıyorsunuz.

Adı Feridun olmayan Feridun kendine gelmekten yorulup kendinden kaçmaya çalışan bir karakter izlenimi uyandırmakta. Kendi yalnızlığının içerisinde kaybolmak üzereyken aslında kendinin ait olmadığı bir kalabalık içerisinde yani farklı bir yalnızlıkta kalabalıklaşıyor. İnsan kendisiyken mutluluk hep uzağında kalıyorsa ve başkalarının, kendisinin olmadığı bir kendiliğinde mutluluğun içinde kalıyorsa insanın kendinden kaçışından doğal ne olabilir ki?

Beni en çok etkileyen hikayenin bu olduğunu belirtmek isterim.

 

İşe Çıkılacak Gün

Hepimizin hay ben böyle şansın deyişimizle özdeşleşecek çağrışımlara sebep olabilecek bir hikaye İşe Çıkılacak Gün.

Hayatta inandığı ve devam etmek istediği yolda her ne olursa olsun ilerlemek isteyen karakterimizin bu yolda sürekli olarak gerileyişine tanıklık ediyoruz. Denedikçe deneme gayretinin ve bildiğini okumaktan vazgeçmeyişinin çatışması sırasında karakterimizin amacı, doğru veya yanlış olsa da bir şekilde çalışmaktır. Bu amaç; vicdanını rahatlatma gayretinde de olan karakterimize, işler ilerledikçe vicdanının beklenmedik ve olmadık bir anda uyanışıyla sekteye uğramakta.

Vicdan,hayat ve kendisi arasında sıkışan karakterimizin trajik hikayesi konu edilmekte bu hikayede.

 

Kanatlarımız Olsa Be Metin

Bir berduş ve bu berduşun arkadaşı işinde gücünde, hayat mücadelesini kendince veren yalnız Metin’in hikayesinin anlatıldığı bir hikaye Kanatlarımız Olsa Be Metin.

İşinde gücünde olan Metin’in bir zamanlar hayranı olduğu ama şimdilerde bir berduşa dönüşmüş Mavi Haydar ile sohbet ederlerken her ikisinin de  birbirlerini dinledikçe ve birbirlerine anlattıkça hayattan kaçışlarına tanıklık ettiğimiz bir kurgusu var hikayenin.

Metin daha çok dinleyici rolünü üstlenmekte bu hikayede. Mavi Haydar ise yaşanmışlıklarını anlattıkça tekrar tekrar yeniden yaşarcasına mutlu olan bir karakter. Mavi Haydar’ın anlattıkça yeniden  can bulması Metin’i mutlu etmekte ve mutluluk aralarında istemaden kalıcı bir dostluk oluşturmakta. Mavi Haydar,kendisini yalnızca dinleyerek mutlu kılan Metin’i canı gönülden severken Metin de Mavi Haydar’ı mutlu edebildiğini ve bir menfeat gözetmeden mutlu olabilen Haydar ile huzuru bulmakta.

Bu iki arkadaşın muhabbetlerine tanıklık ederken; kimseye zararları olmaksızın ve bir çıkar gözetmeksizin yalnızca anlatarak ve dinleyerek mutlu olabilmeleri, bizleri de böyle arkadaşlıkların var olup olamayacağını sorgulamaya yöneltmekte.

 

Malibu

Geçmiştekibir öğrenci ve bu örencinin yine geçmişteki müdür yardımcısının günümüzde karşılaşmaları neticesinde geçmişlerinin anlatıldığı bir hikaye Malibu.

Şener ismindeki ana karakterimizin öğrencilik yıllarında, en yakın arkadaşı Fevzi ile birlikte giriştikleri maceraların ve sonuçlarının anlatıldığı bir kurgusu var hikayenin. Şener ve Fevzi birbirlerine zıt karakterler olmakla beraber birbirlerine yardımcı ve kalıcı dostlukları, insana bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim diyenleri tekrar görmeliyim dedirtiyor.

Anlatılan hikaye konu itibariyle İşe Çıkılacak Gün isimli hikayeyi anımsattı bana ve İşe Çıkılacak Gün deki unsurların tekrar ediliyor oluşu beni biraz üzdü.

 

Dayımın Avrupa’ya Kaçırılışı

İki cephe ya da iki kuşak arasındaki ana oğul ilişkisinin anlatıldığı bir hikaye Dayımın Avrupa’ya Kaçırılışı. Anne – oğul , annenin erkek kardeşi – annenin annesi şeklindeki anne oğul ilişkileri en küçük oğlun gözünden anlatılıyor.

İlk başta anne oğul ilişkisini okumaya devam edeceğimizi  düşünürken bir anda anneanne ile dayının sorunlu ve dayının sorumsuzluklarının yol açtığı ilişkilerine geçiyoruz. Bu hızlı ve zemini hazır olmayan geçiş  hikayesi konunun bütünlükten uzak olmasına sebebiyet veriyor.

Kısa bir hikaye olmasına rağmen büyük kopukluklar olması hikayenin etkileyiciliğini yok etmiş gibi durmakta.

Zehir Miktarda

Emektar çalışan Kız Fikret ile onun hoşgörülü, saygılı, çalışanlarına kıymet veren patronunun ölümüyle yerine geçen ve babasına hiçbir huyu çekmeyen patronun oğlunun ilişkilerinin anlatıldığı bir hikaye  Zehir Miktarda.

İlk patron ve işçiler arasındaki ilişkiler günümüzde pek rastlanamayacak türden ve okurken imrenmemize sebep oluyor bu ilişkiler. Fakat bu özenilecek ilişkiler yeni patron ile bozulmaya ve insanın tahammül edebileceği sınırların üzerinde bir hal almaya başlayınca Kız Fikretin sabrının da sonuna tanıklık ediyoruz. Sabır; belirsizliğe gösterilen tahammül müdür sorusunu kendimize sormamızı sağlıyor Kız Fikret’in tutumu.

İstemeden, bilmeden yapmış olduklarımızın; isteyerek yapmaya çalıştıklarımızın yanlış sonuçlarına sebebiyet  vermesine engel olunamayacağını bizlere gösteriyor Kız Fikret.

Karakterlerin oturmuşluğu ve hayal gücünüzde kalıcı olabilecek bir şekilde canlandırılabilmesi sizi olayların içinde tutuyor ve bu okuma zevkinize keyif katıyor.

 

Stoper

Kendini her şeyden soyutlamış eski bir futbolcunun heveslerinin çevresinde gelişen olaylar neticesinde kursağında kalmasının anlatıldığı bir hikaye Stoper.

Eski futbolcu karakterimizin aldığı bir haberle umudunun tekrar yeşermesi , bu yeşeren umudun gerçekleşecek olmasına en az babası kadar sevinen ve babasını tekrardan kazanabileceğine inanan oğlunun umut mücadelesini okurken kendinizden bir şeyler bulabileceğinize eminim.

Geçip gidenlerin beklenmedik anlarda gelişinin hiç de beklenildiğine değecek kadar gelmediği, eğer geldiyse bile bu gelişin bir aldatmacadan ibaret oluşu çok güzel bir şekilde bizlere sunulmuş.