Mesajlar Etiketlendi ‘calibrotouchlux’

Bizim_Buyuk_CaresizligimizBizim Büyük Çaresizliğimiz / Barış Bıçakçı

Takip ettiğim kitap dostlarından sıklıkla duyduğum ve sosyal medyada karşıma sıklıkla çıkışına daha fazla karşı koyamayarak okumaya karar verdiğim bir kitap oldu Bizim Büyük Çaresizliğimiz.

Kitapta, çocukluklarından beri kısa süreli ayrılıkları göz ardı edersek neredeyse hiç ayrılmamış iki arkadaş olan Ender ve Çetin in arkadaşlıktan da öte tek oluşlarına tanıklık ediyoruz.  Geçimini çevirmenlik yaparak kazanan Ender’in kendisini, inşaat mühendisi Çetin’i ve tek hayatlarına dahil olan üniversite öğrencisi Nihal’i anlattığı, anlatırken hatıralarını yeniden yaşıyor olduğuna bizi inandıran anlatımı ile olaylara dahil oluyoruz.

Çetin ve Ender tek hayatlarına Nihal’in dahil olmasıyla Nihal’e nasıl yaklaşmaları konusunda kendi aralarında hem konuşarak hem de birbirlerini hissederek ve birbirlerini anlayarak kararlar vermek durumunda kalıyorlar. Verdikleri bu kararlar yeni ortak paydaları olan Nihal’i incitmemek üzerine kurulu. Nihal her ne kadar iki arkadaşın hayatlarına giren biri olarak anlatılsa da aslında iki arkadaşın tek hayatlarının tüm yanlarının dinleyicisi gibi durmakta. Bu şekliyle Nihal bizi yani okuyucuyu temsil ediyor gibiydi. Yani bizler kitap boyunca hem okuyucu hem de dinleyici konumundaydık. Tüm okuyucu Nihal’ de toplanmıştı.

Ender hayatın yaşanan anlarını yalnızca o an da neredeyse duygu barındırmadan yaşıyor ve sonrasında da o anların üzerinden zaman geçtikçe, dinlendirip biriktirmesinin devamında da düşünerek tüm duygu yoğunluğunu yaşamayı seviyor. Hatta bu duygu yoğunluğunu yazarak, anlatarak daha da değerli kılmaya gayret gösteriyor. Ender özlemeyi seviyor. Öyle bir özlemek ki; tek hayatının diğer yarısı Çetin yanındayken bile anı koleksiyoncusu gibi  Çetin’i biriktirip sonrasında özleme gayretindeydi. Kendisini yaşadıklarını özlemeye mahkum etmiş Ender’in mahkumiyetinin açık görüşü olan anlatmanın olduğu  bir kitap Bizim Büyük Çaresizliğimiz.

İlk defa okuduğum bir yazar Barış Bıçakçı. Anlatım olarak durağan bir yapıda oluşundan dolayı yer yer okumaktan yorulduğum bir kitap olmasına rağmen, Nihal üzerinden okuyucuya hem kitabın içinde hem de kitabın dışında olma imkanı sağlaması bakımından farklı bir deneyim olduğunu söyleyebilirim.

Nice yeni iyi okumalar.

 

NemesisNemesis / Jo Nesbo

Özel hayatındaki sorunlarının başında, alkolikliği gelmesine rağmen tüm sorunlarından kurtulabilmek için yine alkole sığınan cinayet masası dedektifi Harry Hole’ün Norveç’teki bir banka soygununda öldürülen banka çalışanın katilinin bulunması sırasında ve daha sonrasında eski sevgilisinin şüpheli ölümünün aydınlatılmasında yaşadığı olayların anlatıldığı bir roman Nemesis.

Karakterimiz Harry Hole polis teşkilatının en iyi dedektifi olmasına karşın otoriteye ve düzene tamamen karşı oluşuyla iyi bir kamu görevlisi değil imajında. Haliyle sıklıkla kendisine ve özellikle de kuruma karşı tehlikeler oluşturabilmekte,işte bu anlarda amiri Bjane Moller kritik noktalarda devreye girerek Harry’nin bir şekilde kendi içerisinde ve kurum içerisinde dengede kalmasını sağlamakta. Harry cinayetle sonuçlanan banka soygununu araştırırken tüm teşkilattan bağımsız hareket etmek istediğinde amiri onu dengelemek için güzel bayan dedektif Beate Lönn ile birlikte çalışmasına ikna eder. Harry ve Beate uyumlu bir ikili olurlar ve banka soygununu çözümlemek için görünen ve görünmeyen ne varsa her açıdan defalarca irdelemeye başlarlar. Harry Hole banka soygununda ortağıyla çözüm ararken ölen eski sevgilisi için araştırmalarında ortağını tehlikelerden korumak ve ortağının kendisine olan güvenini sarsmamak için bu işten onu haberdar etmez. Harry Hole, davranışlarıyla ve yaşam tarzıyla itici bir karakter olmasına rağmen yazarın anlatım tekniği sayesinde bu iticiliğinin doğası gereği olduğunu kabul edip Harry’e hak verebiliyorsunuz.Harry o kadar baskın bir karakter olarak anlatılmış ki; kendinizi onun yerine koymanıza bile müsade yok gibi durmakta ve siz sadece onun asistanıymışsınız gibi hissediyorsunuz.Yazar Jo Nesbo ‘nun okuduğum ilk kitabı bu kitap olmasına rağmen, anlatım tekniği,karakterlerin yerinde ve kararında oluşlarıyla hatta canlı oluşlarıyla ve olay örgüsüyle okumaktan zevk aldığım bir kitap oldu.

İki farklı cinayet farklı kulvarlarda ilerlerken konular arasında karmaşa yaşanabilmesine rağmen,okurken bu karmaşanın,tüm bildiğinizi zannettiklerinizin aslında yanlış bilindiğinde  sizi daha çok etkilemesi için bir hazırlık olduğunu anlıyorsunuz kitabın sonunda ve kitabın sonunda bile kitap bitmiyor.

Nice yeni iyi okumalar.

 

 

 

Büyülü DağBüyülü Dağ / Thomas Mann

Kuzenini ziyaret için gittiği sanatoryumda kendisinin de rahatsızlığı ortaya çıkan ve bir müddet daha kalması ilk başlarda doktora göre zaruri olan fakat zaman ilerledikçe dünyasını aşağıdakiler ve sanatoryumun düzlükten yukarıda olması sebebiyle yukarıdakiler diye ayırabilecek kadar, kalışı kendinden kaynaklanan genç gemi mühendisi Hans Castorp ‘ un zamansız zamanlarının anlatıldığı bir roman Büyülü Dağ.

Kuzeni Joachim’i ziyaret amacındaki Hans Castorp sanatoryumdaki ilk zamanlarında, kuzenini ve diğer hastaları gözlemlerken, hastalıkların insanlara saygınlık kazandıran bir yönü olduğunu düşünmesi Hans Castrop’un düşünsel anlamdaki ilk çalışmasını oluşturmakta. Bu ilk düşünsel çalışması Hans’ın hastalığının ortaya çıkması ile beraber sanatoryumda tedavi amacıyla kalması gerekliliğinin devamında daha bir çok alanda düşünsel çalışmalara yol açıyor ve Hans kendini içsel bir dönüşüm sürecinde buluyor. İçsel yolculukların anlatıldığı bu gibi romanlar bildungsroman geleneğiyle yazılmış romanlar olmaktaymış.

Kitabın büyük çoğunluğuna hakim olan zaman kavramı, kahramanımız Hans Castorp ve kuzeni Joachim tarafından farklı şekillerde aktarılmaya çalışılmış. Joachim’e göre; günlerimizi yaşamaktan çok geçiştirmeye başlayıp dayanacak gücümüz kalmayınca amaçsızlıkta kaybolmamak için zaman, tüketilebilecek en hızlı bir şekilde tüketilmeli ve zamana karşı zamansız bir yarış içinde olunmalıdır.Hans Castorp ve sanatoryumun diğer misafirleri için zaman zamansızlıkla eşdeğer tutulmakta çünkü hepsi aşağı diye tabir ettikleri ,sanatoryumun dışında yaşayan sıradan insanların yaşamı kovalama gayretlerinin, zamanlarını bitirirken kendilerini de bitirmelerinden uzakta olmak istiyorlar. Hans Castorp ve sanatoryumun diğer misafirlerinde, dünya dertlerinden uzakta kalabilmek ve bu kalışı, zamanın canlarını daha çok acıtmaması için zamanı küçük parçalarına ayırmayarak zamansızlıkta kalabilmek iyileşmekten de öte bir amaç haline gelmiştir. Fakat Hans Castorp’un farklılık arayışları ve bulunduğu ortamla birlikte geçmişten geleceğe ne varsa sorgulama arzusu, geç olsa da kendisini gösteriyor ve iç yolculuğunun geliştiricileri ve tamamlayıcıları olan iki kişi sayesinde hem sanatoryum dışındaki insanlardan hem de sanatoryum içindeki insanlardan düşünsel olarak ayrılmasını sağlıyor. Hans Castorp’un iç yolculuğunun geliştiricilerinden birisi aklın ve mantığın silahtarı İtalyan Settembirini, diğeri de kutsal olanların silahtarı Cizvit Papaz adayı Naptha’dır. Bu iki geliştirici için silahtar nitelemesini rahatlıkla yapabilirim çünkü; Settembirini olsun Naptha olsun her ikisi de düşüncelerine sonuna kadar sahipler ve ne olursa olsun düşüncelerini korumak gayretindeler. Hans Castorp için bu iki geliştiricisinin fikir düelloları, kendisinde yeni filizlenen düşüncelerin sahadaki uygulamalarını öğrenmesine olanak sağlıyor.

Kitap, tamamen düşünsel konuları içermekte ve tüm kavramların kahramanımız Hans Castrop’un düşüncelerindeki zıtlıklarla dolu gelişmelerini anlatmakta. Kahramanımız, iç yolculuğu boyunca birbirinin tersi de olsa birbirinin aynı da olsa kavramların, birbirlerinin her halükarda farklı iki yönünün temsilcileri olduğunu ve tüm bunların kaynağının ve yöneticisinin insan olduğunun sonucuna varıyor.

Kitap içindeki karakterlere göre zamansız bir boyutta devam ederken olaylara ev sahipliği yapan sanatoryumun tüm dünyadan arıtılmış yapısı okuyucuyu da içine alarak okuyucuyu sanatoryumun içine hapsetmekte ve bu duygusal mahpusluk durumu okurun da tıpkı kahramanımız Hans Castorp gibi içsel bir yolculuğa çıkmasına sebep olmakta. Fakat konu ve anlatım itibarı ile okuması sabır ve konsantrasyon gerektiren bir anlatımda olduğu için bu tarz kitaplardan hoşlanan veya değişik bir deneyim yaşamak isteyen okurlara önerilebilir.

Nice yeni iyi okumalar.

 

 

CalibroTouchLux

Kitap Okumada Kalıcı Bir Devrim; Calibro

e-kitap ve e-kitap okuyucuların varlığından 2013 senesinde internet sayesinde haberdar olup e-kitap okuyucuların yalnızca yurt dışında kullanılan ve haliyle oradan getirtilebilen cihazlar olduğunu öğrendiğimde deneyebilmek için epey zaman geçmesi gerektiğini düşünüyordum. Fakat akıllı telefonlara indirilen uygulamalar vasıtasıyla e-kitap okunabilirliğinin sağlanabileceğini öğrendiğimde ilk iş olarak telefonuma bu programı indirip kitabı okumaya başladım. Telefondan kitap okuyabilmek özellikle toplu taşıma araçlarında inanılmaz bir kolaylıkla gerçekleşebiliyordu ve ayrıca telefondaki ekran aydınlatması sebebiyle gece okumaları kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde gerçekleşebiliyordu. Ama ne telefonun bataryası ne de gözlerim ekranın ışığına uzun süre dayanamıyordu. Haliyle iki kitap bitirebildim. Telefon ile e-kitap okuyucuların okumak için önemini e-kitap okuyucum olmamasına rağmen anlayabildim. Bir müddet e-kitap ve e-kitap okuyucu girişimlerimi askıya aldım, ta ki 2014 senesinde calibro reklamlarını görene kadar. Evet,reklamları her yerde görebiliyordum ve gittikçe de merak etmeye başlamıştım, fakat çevremde hiç kimsede ne bu cihazı nede başka bir e-kitap okuyucuyu görmediğim için tereddütlerim cihazı alma isteğimin hep önündeydi. Tereddütlerimi yenmeme ve cihazı almaya niyet edişimi sağlayan Münir Üstün’ün bibliyofil programı oldu diyebilirim. Bana göre,Münir Üstün bu programda e-kitap ve e-kitap bilgilerini,gelişimini,ileride nerede olabileceğini hiç de abartıya kaçmadan o kadar gerçekçi bir dille anlatıyordu ki; programda kitaplardan ziyade e-kitap ve e-kitap hakkındaki söylenenlere daha fazla dikkat eder olmuştum. Bir müddet daha e-kitap ve e-kitap okuyucuları uzaktan değerlendirmeler yaparak basılı kitapları okumaya devam ettim. Nihayet 2015 eylül ayının sonunda e-kitap okuyucuları araştırmaya,kullanıcı yorumlarını okumaya ve değerlendirmeye başladım. ilk niyetim çeşitli internet siteleri aracılığıyla yurt dışından almaktı fakat hem ilk defa kullanacağım bir cihaz almanın hem de yurt dışı alışverişlerinin güvensizliği beni her defasında ilk seferde yönelmem gereken http://www.babil.com/ tarafından kitap severlere sunulan Calibro’ya yöneltti.

Calibro e-kitap okuyucu kitap severlerin değişmeyen okuma alışkanlıklarını farklı ve zevkli bir hale getirerek okuma keyiflerine keyif katabilir diyebilirim. Calibro e-kitap okuyucu kullandığı e-ink teknolojisi sayesinde basılı bir kitap okurmuş hissini veriyor ve bir tablet veya telefondan okumadığınızı rahatlıkla fark edebiliyorsunuz. Calibro’nun amacı yalnızca kitap okumak ve bu görevini bir kitap nasıl yerine getirebiliyorsa aynı şekilde yerine getirebiliyor. Peki niye e-kitap okuyucu alalım derseniz; eğer yanınızda sürekli kitap olmasını istiyorsanız,kütüphanenizi yanınızda taşımak istiyorsanız, isteyerek veya istemeden beklemek zorunda kaldığınız bir ortamda zamanınızı en büyük zevkiniz kitap ile değerlendirmek istiyorsanız, kimseye ödünç kitap vermek zorunda kalmak istemiyorsanız, aklınıza takılan herhangi bir alıntıya bir  çırpıda ulaşabilmek istiyorsanız, tuğla kalınlığında bir kitabı her ortamda fiziki olarak size yük olmadan okuyabilmek istiyorsanız tüm bunları en rahat bir şekilde basılı kitap ile mi yoksa e-kitap okuyucu ile mi yapabileceğinizi cevaplamanız size yol gösterebilir. Ben cevabı verdim http://www.babil.com/ ile kurucusu sayın Mehmed Ali Çalışkan ın kitap severlere sunduğu Calibro Touch Lux e-kitap okuyucumu alıp okumaya başladım.

Başta sayın Mehmed Ali Çalışkan olmak üzere tüm http://www.babil.com/ çalışanlarına ilgi ve gayretleriyle e-kitap okuyucu keyfini bana yaşattıkları için teşekkür eder benim gibi nice e-kitap ve Calibro severle kavuşmalarını temenni ederim.