Mesajlar Etiketlendi ‘Üstün Dökmen’

Aşırı Genellemelerden Çıkamamak

Yayınlandı: 25 Nisan 2014 / kitap
Etiketler:,
 Sanaempatitta ve Günlük Yaşamda İletişim Çatışmaları Ve Empati / Üstün Dökmen

  İlk defa okuduğum bir yazar Üstün Dökmen ve de okuduğuma hiç de memnun olmadığım bir yazar oldu benim için. Bence Üstün Dökmen bu kitabında anlattıklarıyla, kendisiyle çelişmekten ve bize ait olmayan, bizim olmadığımız kendi dünyasıyla, bizi yönlendirmeye çabalamaktan başka bir şey anlatamamış ve bunun farkına varamamış. Bu düşüncelerime ancak kitabın 195. Sayfasında kesinlik kazanacak şekilde varabildim ve bu sayfadan sonra, kitabı okumaya başladığım günden bugüne kadar okumak için emek verdiğim zamana acıdım.

  Kitabın 187. Sayfasından 189. Sayfasına kadar güya ülkemizden piknik manzaraları anlatılmış fakat yapılan her şey abartı bir şekilde ve sanki tüm piknikçiler aynı şekilde ve doğaya karşı saygısızca bir davranış sergiliyormuş gibi yansıtılmış. Burada ilk dikkatimi çeken, Üstün Dökmen’in kitabın 107. Sayfasında, iletişim çatışmalarına sebebiyet veren kalıplaşmış düşüncelerimize örnek oluşturan aşırı genellemeyi aşırı bir şekilde kendisinin yapması oldu. İlerleyen sayfalarda, Üstün Dökmen kendince tanımladığı piknikçilere, doğayla daha fazla iç içe olabilecekleri, onların uyup uyamayacağını daha da önemlisi bu önerisinden zevk alıp alamayacaklarını bilemediği trekking i öneriyor. Bu tanımlamaları ve önerisiyle insanların kendilerini huzurlu hissettiği alanları tam olarak anlayamayan bir yaklaşım sergiliyordu Üstün Dökmen. Piknikçilere yol gösterircesine ortamları amaçlarına uygun kullanmaktan bahsetmiş olan yazara şu soruyu sormak istiyorum ; park ve bahçelerde evcil hayvanlarını dolaştırıp onların ihtiyaçlarını halka açık bu alanlarda gideren hayvan sahipleri için de piknikçilere gösterdiği yaklaşım gibi bir yaklaşımı var mı?
Üstün Dökmen’in üslubunu sorgulamama sebebiyet veren bu kitabını okumaya kendimi zorladıkça zor bela 195. Sayfaya gelip okuduğumda ise artık, bu kitabı burada bırakmaya karar vermemi sağlayan olayı okumak zorunda kaldım. Şöyleki; Üstün Dökmen’in anlattığı olaya göre kendi oturduğu sokaktaki bir apartmanın sakinleri araçlarını kolay park edebilmek için bir ağacı kesmişler ve daha sonrasında apartmanlarına verecekleri isim için “fidan” ı seçmişler. Üstün Dökmen bu isim verme olayını da nostaljik bir ağıt olarak nitelemekle yetinmiş sadece. Önce yok edip sonra isim verme olayını nostaljik ağıt olarak niteleyen Üstün Dökmen ağacı yok edenlere piknikçilere gösterdiği yaklaşımı sergilememekle beraber, yine bu ağacı yok edenlere; piknikçilere verdiği alternatif önerileri sunmamakta. Bence iki farklı olayda iki farklı yaklaşım sergilemesi olaylara subjektif yaklaştığının kanıtı.
Bu haliyle; 344 sayfalık kitap 195. Sayfası itibariyle benim için bitmiş bir kitaptır.