Mesajlar Etiketlendi ‘tarih’

iki sehrin hikayesiİki Şehrin Hikayesi / Charles Dickens

Fransız ihtilaline sebebiyet veren olayların daha kısa anlatıldığı, ihtilal sonrasının da bir terör ortamı olarak anlatıldığı, fakat okuması ve dikkat yoğunluğunun korunması zor olan bir roman İki Şehrin Hikayesi.

Kitabi okurken iki şehir değil de iki ülke ve bu ülkelerin kıyaslanması var gibiydi; tabi ki kendi tarafını hiç göstermeyerek karşı tarafı ise olduğu gibi gösterecek şekilde bir anlatım hakimdi kitaba. Tüm dünya tarihini değiştirmiş ve gelecek zamanlarda da hakim olacak yönetim anlayışı getirmiş olan Fransız ihtilalinin neden sonuç ilişkisiyle birlikte ihtilalin doğurduğu sonuçların nedenlerini, ihtilal sonrasında yapılanları ihtilalden fazla anlatarak, okuyucunun sorgulaması için okuyucuyu zorlayarak yönlendirmiş gibi bir anlatım vardı

İki şehirden biri İngiltere ve bu ülke kitapta çok bahsedilmese de İngiliz karakterlerin ikinci ülke Fransa içerisinde yaşanılanları anlatmalarını okuyoruz. Fransız aristokratların Fransız halkına karşı zulmü ve her türlü aşağılanmayı yaşatmalarının  halkı nasıl isyana götürdüğünü pek detaylı olmayan bir anlatımla okuyoruz. Anlatılanlar daha çok halkın haklı isyanının kontrol edilemeyecek boyutlara ulaşması neticesinde eşitlik ve özgürlük adına intikamların, halkın tek tek birilerini hatta kendilerini bile öldürdüğü halk terörünün nasıl oluştuğu üzerineydi. Halkın kendini yönetmesinin mümkün olamayacağını ve bu yönetim şeklinde ısrarcı olunursa da vahşi dürtülerin, duyguların halkı ne yaptıklarını görüp anlayamayacak ve bireylere karşı terör ortamı oluşturabilecek kadar yozlaştırdığını anlatma gayretinde gibiydi yazar. İki Şehrin Hikayesi, taraflı anlatımıyla okurun düşüncesinde devrimi, halkın bireye terörüdür şeklindeki tanımını oluşturmaya çalışmaktaydı. Yalnızca, ihtilal dönemi sonrasındaki terör olaylarının anlatılması ve sonrasına değinilmemesi, yazarın o dönemdeki okurlarını bilinçli olarak devrim karşıtı olarak yönlendirme gayretlerinin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Charles Dickens bu kitabında anlatmaya çalıştıklarıyla, daha önce okuduğum 1887 yılında yazılmış ve yine bir İngiliz yazar olan Henry Rider Haggard ın Ayişe ( http://wp.me/p4iYTe-5O ) kitabındaki  “Demokrasi; o zaman mutlaka bir zorba vardır, çünkü uzun süredir kendi belirgin iradeleri olmayan demokrasilerin sonunda başlarına bir zorba geçirdiklerini ve o zorbaya tapındıklarını gördüm” şeklindeki tanımıyla benzerlikleri; bana İngilizlerin demokrasiye pek inanmadıklarının kanıtı olarak geldi.

Toplumsal ve yönetimsel sorunların nasıl sonuçlandığının anlatılmadığı, anlatılan dönemin olumsuzluklarıyla dolu tarihsel ve bana göre taraflı bir roman İki Şehrin Hikayesi.

Nice yeni iyi okumalar.

 

 

 

she_01Ayişe / Henry Rider Haggard

Dünyada neredeyse yüz milyon satarak, en çok satan kitaplardan  oluşu sebebiyle merakımı çeken ve okurken beni hiç yormayan bir romandı Ayişe. Kitabın 1887 yılında yazılmış oluşu ve fantezi türünün ilk örneklerinde oluşu ayrıca dikkat çekici.

Akademik kariyerine devam eden Holly isimli ana karakterimizin, tek ve en yakın arkadaşı olan Vincey’e oğlu Leo’ya  sahiplik etme sözü ve bu sahiplik etmesinin temel koşulu olan, Vincey’in  Leo’nun insanlık tarihine dayanan geçmişlerini araştırma isteğini yerine getirirken farklı bir dünyadaki maceralarına tanıklık ediyoruz.

Karakterlerimiz Holly ve Leo, Afrika nın medeniyetin henüz ulaşmadığı ve uzunca bir sürede ulaşamayacağı gibi anlatılan bir bölgesinde ilkel bir kabile ve efsaneleşmiş İtaat Edilmesi Gereken She  (Ayişe) ile birlikte maceralarındaki bilinmeyenleri açığa çıkarma gayretlerindeler. Holly ve Leo’nun bu gayretleri çoğu zaman ölümcül yollardan geçmekte ve İtaat Edilmesi Gereken She nin inanılmaz ve doğaüstü güzelliğinden dolayı She ye iradeleri dışında bağlanmaktan kaçamayışları da onları bambaşka tehlikelerin ortasında bırakmakta. Karakterlerimiz, içinde bulundukları zaman dilimi, mitolojik zamanlar ve gelecek zamanda olanalar ve olabilecekler arasında akıllarını koruma gayretindeler İtaat Edilmesi Gereken She nin yanında.

Kitabın sonlarına doğru halkı üzerinde mutlak ve acımasız bir hakimiyete sahip İtaat Edilmesi Gereken She nin “Demokrasi; o zaman mutlaka bir zorba vardır, çünkü uzun süredir kendi belirgin iradeleri olmayan demokrasilerin sonunda başlarına bir zorba geçirdiklerini ve o zorbaya tapındıklarını gördüm” şeklindeki demokrasi açıklaması günümüzün yansıması gibi duruyordu.Fiziksel güzelliklerin; bu güzellikten etkilenebilecek insanlar üzerindeki etkisinin yanı sıra bu güzelliğe sahip olanın da muhakkak kendi güzelliğinin etkisinde kişiliğinin bozulabileceği mesajı da çıkarılabilir bu kitaptan.

Kitap okunması son derece kolay bir dille yazılmış ve okurken kendinizi  bir Indiana Jones filmi izliyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Özellikle ölümsüzlük temasıyla da Indiana Jones and the Last Crusade (1989) filmini anımsattı bana (http://www.imdb.com/title/tt0097576/?ref_=nv_sr_1

Nice yeni iyi okumalar.